Bugün 10 EYLÜL 2010  Saat: 21:52:52 Mağaza Ana sayfa     Hakkımızda     Üretici Eğitimi     Alara TV     Haberler
   
   
Ana Sayfa
Bütün Haberler
Duyuru ve Etkinlikler
Modern Meyvecilik
Basında Alara
Sağlık Köşesi
 
Arama  
Site içi arama

 
Son Yazılar  
 • Süper Meyve Nar Tanesi , Nur Tanesi
 • TÜRKİYE’DE GIDA POLİTİKASI
 • GIDA FİYATLARI NEDEN ARTIYOR
 • MEYVE VE SEBZE İHRACATIMIZ VE SORUNLARI
 • Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası ve Türkiye
 • AB ÜYELİKTE TARIM ÜRÜNLERİMİZİN FIRSATLARI
 • TOPTANCI HAL YASA TASARISININ...
 • Kazanç Kaynağı NAR
 • Türkiye Taze Meyve Sebze Sektörüne Sahip Çıkalım
 • Alara´da Dikey Entegrasyon Modeli İle İhracat
 
 
Köşe Yazıları
Doç.Dr.Hasan Vural

Son Yazıları




Doç.Dr.Hasan Vural
hvural@uludag.edu.tr
GIDA FİYATLARI NEDEN ARTIYOR
24.12.2009 17:39:10

GIDA FİYATLARI NEDEN ARTIYOR?


                                                                                                          Doç.Dr.  Hasan Vural


 


            Dünya ekonomisinde tarımın ve tarım ekonomisinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun başlıca nedeni insanların temel ihtiyacının gıda ürünleri olması ve nüfusun hızlı artmasıdır. Gelişmiş ülkeler bunu çok iyi bildiklerinden temel milli politikalarını bu gereksinimlerine göre oluşturmaktadırlar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ise bu politikalar konusunda yeterince etkinlik kazanamamıştır. Bunda gelişmiş ülkelerin  (ABD ve Avrupa Ülkeleri başta olmak üzere) tarım ve gıda ürünleri konusunda, Avrupa Birliğinin Türkiye’yi yönlendirmesi gibi, ikinci ve üçüncü ekonomi gurubunda yer alan ülkeleri yanlış tarım uygulamalarına yöneltmesinin de büyük rolü bulunmaktadır. Avrupa Birliği’ne üye olmaya çalışırken kesinlikle tarımımızı tehlikeye atacak kararlar alınmamalı, alınanlardan da vazgeçilmelidir.


Bunu neden yapmaktadırlar? Sebebi, Dünya tarım ekonomisinin (üretim ve ihracat boyutlu) üçte ikisinin yine gelişmiş ülkelerin egemenliğinde olmasındır. Gelişmiş ülkelerde siyasi ve ekonomik boyutta en etkin gurupların başında tarım örgütleri (çiftçi örgütleri ile gıda ve tarıma dayalı sanayiciler) gelmektedir.  Genelde bu ülkelerin son amacı, diğer ülkelerin tarımının gelişerek kendilerine rakip olmasını ve diğer ülkelerin tarıma dayalı dahi olsa gelişmesini istememeleridir. Uluslar arası gıda, tohum, tarım alet ve makineleri, tekstil, kozmetik, gibi tarımsal hammaddeyi kullanan şirketler Dünyanın hem en güçlü hem de en karlı sermaye gurublarıdır. Bunlar gelişmemiş ülkelerdeki hammaddeleri de kullanarak faaliyette bulunurken, satışlarının büyük bir bölümünü yine bu ülkelere yapmaktadırlar. Gelişen ülkelerdeki tarım ve buna dayalı sanayinin kendilerine rakip olmasına izin vermemektedirler. 


Dünya Ticaret Örgütü gümrük vergilerini ve kota uygulamalarını düzenlemektedir. Ancak kararlarında zengin ülkelerin hakimiyeti söz konusudur. Gelişen ülkeler en büyük gelir kaynakları olan tarım ve buna dayalı ihracatlarını bu ülkelere tam olarak yapamamaktadır. Böylece kalkınmalarının önü tıkanmış olmaktadır. Bir de Avrupa Birliği gibi birleşmelerin getirdiği ithalat kısıtlamaları rekabeti iyice ortadan kaldırmaktadır. Böylece sermayeden yoksun fakir ülkeler tarımlarını geliştirecek yeterli kaynağı da bulamamakta, tarımda yeterli üretim yapılamamakta, hatta tarım toprakları yok olmakta, sonuçta birçok üründe Dünya genelinde yetersizlikler yaşanmaktadır. Maalesef bu sorun kısa ve orta dönemde çözülemeyecek boyuta ulaşmıştır. Buna göre, önümüzdeki yıllarda gıda sorununun gittikçe artacağı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.


Türkiye Dünyanın en zengin bitkisel gen kaynağına sahip ülkesidir. Avrupa’nın da en zengin tarım alanına sahip ülkesidir. Aslında tarımın potansiyeli çok yüksektir. Sadece Akdeniz bölgesinin meyve ve sebze potansiyeli Avrupa’nın birçok üründe bütün gereksinimini karşılayacak seviyededir. Türkiye Dünya gül yağı üretiminin (kozmetiğin ana maddesi)%70’ini gerçekleştirirken, fındık, kuru incir, kayısı, sofralık zeytin gibi birçok üründe halen en önemli üretici ülke konumundadır. Dünya’nın, AB hariç, en büyük sofralık zeytin ihracat potansiyeline sahiptir. Ancak bunların ekonomiye katkısı bu ürünlerin sanayisi ve ihracatı gelişmediği için yeterli düzeye ulaşamamıştır. Ayrıca ülke politikaları yetersiz olduğu için, hem çiftçiler yeterince kazanamamakta, hem bazılarında üretim düşüşü ve dalgalanmalar yaşanmakta, hem de uluslar arası şirketlerin hakimiyetine tarımımız ve gıda sanayimiz maruz kalmaktadır. Tarımımız da nisbi bir gerileme yaşanmaktadır. Bu durumda bazı gıda ürünlerinin fiyatlarının artması doğal bir sonuç olmaktadır.


Tarımdaki gerilemenin ve gıda fiyatlarındaki artışın temel nedeni çiftçi örgütlenmesinin tamamlanmamış olmasıdır. Bunun sonucu hem üretim maliyetleri yükselmekte, hem verim düşmekte, hem de düşük gelir çiftçiyi yoksullaştırmaktadır. Bu gün ülkemizde tarım alanları göç ve tarımda yaşlı nüfusun kalması nedenlerinden dolayı boş kalmıştır. Ayrıca tarımda karlılık azalmaktadır. Çiftçi yüksek girdi maliyetleri ve düşük kar marjından dolayı ikili kıskaç altındadır. Bu durumda tarım potansiyeli gittikçe erozyona uğramaktadır. Sofralık zeytin, pamuk, fındık, gül, kayısı, şekerpancarı gibi ürünler tarım kooperatifleri sayesinde varlıklarını ve gelişmelerini sürdürürken, hububat, hayvancılık ve meyve sebze sektörlerinde üretici birlikleri olmadığı ve aracıların hakimiyeti nedeni ile sürekli gerileme ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Bunun için pirinç fiyatının aşırı artması doğal bir sonuçtur. Bu artışları ülkemizde sık sık görmeye devam edeceğiz.


Avrupa Birliği ülkelerinde bazı ürünlerde pazarlamanın %80’den fazlası üretici birlikleri tarafından yapılmaktadır. Bazılarında %100’ü. Yani arada hiç aracı bulunmamakta, dolayısı ile tüketici fiyatları 10 yılda %1 bile artmamaktadır. Ayrıca zenginleşen çiftçiler daha teknik üretim yapmakta, hiçbir şekilde devlet politikalarından etkilenmemekte, hatta tarım politikalarını tamamen üreticiler belirlemektedir. İstedikleri kadar da devlet desteğini kolayca almaktadırlar. Bu yüzden Avrupa’nın ekonomide ve siyasette en önemli gurubu tarım ve gıda üreticileridir. Yani onlarda milletin efendisi köylüdür.


Gıda sektörünü Türkiye’de olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri de kayıtsız ekonomidir. Bunun sonucu düşük kapasiteli, yüksek kar marjı ile çalışan pazarlamacılar ve firmalar, kaliteli üretim yapan firmaların gelişmesini engellemektedirler. Ayrıca stok yaparak zaman zaman fiyatların yükselmesine de neden olmaktadırlar. Birçok tarım ve gıda ürününde (ekmek, hububat, maya, dondurulmuş gıda, tohum, gibi) tekelci ya da yarı tekelci bir piyasa söz konusudur. Aşırı fiyat artışlarının temel nedeni, tam rekabet ekonomisinin yokluğudur. Bunlara bir de günümüzde hipermarketlerin etkisi eklendiğinde, sorun iyice içinden çıkılamaz duruma gelmiştir. Sonuç olarak, devletin tarım ve gıda politikasını düzenlemesine ve önlemler almasına acilen ihtiyaç bulunmaktadır. Gelişen ülkelerin kalkınmalarını gerçekleştirmek ve gıda gereksinimlerini eksiksiz karşılamak için varlıklarını (özellikle tarımsal üretimde) potansiyel seviyede tamamen kullanmaları gerekmektedir. Bu ekonomik modelden kesinlikle sapma olmamalıdır. Böylece üretimde gerçek ekonomik etkinlik sağlanmış olmaktadır. Yoksa sorunları çözülemeyecek, dışa bağımlılıkları da sürecektir.


           

 
 
 
 
 
Yavuz Taner CEO
Süper Meyve Nar Tanesi , Nur Tanesi
Dr. Cihangir Korkmaz
 
Doç.Dr.Hasan Vural
TÜRKİYE’DE GIDA POLİTİKASI
Yük.zir.muh.Hakan YILDIZ
Üreten Bir Türkiye İçin
 
1.5033 YTL
1.5106 YTL
1.9179 YTL
1.9272 YTL
2.3080 YTL
2.3201 YTL
 
 

   
Copyright © 2008 Tüm hakları saklıdır